İDAM HEVESLİSİ/ Özgür MUMCU...
“Türk Solu” adındaki nasyonal sol yayın organı Kürt açılımına tepkisini kendisinden beklenecek şekilde verdi. Dergi şu başlıkla çıktı: “Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da, dağdan indireni de, hepsini asacağız”. Buldukları bu dâhiyane sloganın “ve hatta dağı da asacağız, dünyayı giyotine götüreceğiz” diye devam etmesini beklerdik, gerekli özen gösterilememiş.
Kürtler başta olmak üzere Türk olmayan her şeye saplantılı bir tutkuyla karşı olan bu derginin özelliği solcu ve Atatürkçü olduğunu ileri sürmesi. Bunu yaparken de mesela Ergenekon davası sanığı, MHP sempatizanı avukat Kemal Kerinçsiz’e “yılın Gandisi” ödülü vermesiyle meşhur.
Çok da önemi olmayan egzantirik bir dergi yani “Türk Solu”. Neden solcu olduklarını ileri sürdüklerini anlamanın güçlüğü dışında üzerine çok da kafa yorulmaması gereken bir oluşum. Dergide yayınlananların saçmalığı nedeniyle bazı yazıları eğlenme ve dalga geçme amaçlı okumakta ise sakınca yok.
EMEKLİ HAKİM
Derginin kendisi çok önemli olmasa da, yazarları arasında önemli isimler var. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden bunlardan biri. Yıllarca temel hak ve özgürlüklerin belirlendiği Anayasa’yı koruma görevini yürütmüş birinin etnik ayrımcı bir dergide yazması ciddi bir sorun. Özden bu sebeple kendini savunmuş son yazısında. Türk Solu’nda yazma gerekçesini şöyle izah etmiş:
“Atatürkçü gençleri destekliyorum. Bunun dışında yönetsel, siyasal, akçalı hiçbir ilgim yok. Yalnız TÜRKSOLU’na değil Sözcü’ye, Gözlem’e, Maya’ya, Mücadele’ye, Sorgun Postası’na da yazıyorum.”.
Bir eski Anayasa Mahkemesi başkanı, Atatürkçülük üzerine kitaplar yazmış biri olarak Yekta Güngör Özden’e göre Türk Solu dergisi Atatürkçü gençlerin dergisi. Demek ki derginin içeriği de Özden’in kafasındaki ideal Atatürkçülüğü yansıtıyor. Şayet öyleyse Özden adına üzülmemek elde değil. Çünkü derginin bu güne dek yayınladıkları bir emekli Anayasa Mahkemesi Başkanı açısından kaygı verici. Çünkü Anayasa Mahkemesi başkanlığı herhangi bir devlet memuriyeti değildir. Bu görevden ayrılanların da en azından görev yaptıkları makama saygıdan yazı yazdıkları yerleri dikkatle seçmeleri gerekir.
KANLI URGAN
Özden “Alışverişimi Türk’ten yapıyorum, param PKK’ya gitmiyor” diye kampanya yapıp Kürt esnafı hedef almış bir derginin yazarıdır.
Aynı dergi “Türk oğlu, Türk kızı Türklüğünü koru” başlıklı bir yazıda “Türk, Kürt dizisi izlemez, Kürtçe müzik dinlemez, Kürtçe müzik çalan barlara gitmez, Kürtçe konuşulan minibüse binmez, Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz” diye kinini duyurmaktan çekinmemişti. Bir Anayasa Mahkemesi başkanının en azından bu ayrımcı ve ırkçı yazıdan sonra dergiden ayrılması beklenirdi. Özden ise aksine dergiye daha da sahip çıkmakta bir sakınca görmeyerek “Atatürkçü gençleri” desteklemeye devam etti.
Ellerinde kanlı urganlı posterlerle idam ve ölüm diye bağırarak gösteri yapanların, imkanları olsa Kürtlerle alışveriş yapılmasını yasaklayacak, Kürtçeyi yeryüzünden sileceklerin dergisinde en büyük Atatürkçü olduğunu iddia eden bir Anayasa Mahkemesi başkanı yazıyorsa bu memlekette çok ciddi bir sorun var demektir.
Etnik ayrımcılığın, nefret suçunun, idam heveskârlığının Atatürkçülükle savunulması herhalde emekli Anayasa Mahkemesi başkanlarından beklenecek bir hareket değildir.
İşin daha vahim kısmı, Özden’in evvelden beri bu fikirlere sahip olması ihtimali. Başkanlığı döneminde mahkemenin vermiş olduğu kararlarda Özden’in verdiği oylarla yazdığı gerekçeler bir de bu gözle değerlendirilmeli.
Bir de Anayasa Mahkemesi üye seçerken etnik ayrımcılıktan uzak kişiler bulmaya gayret edilirse isabetli olur. Memleketin bir itibarı olsun isteniyorsa elbette.
birgun.net'ten alınmıştır...
http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1236937323&news_code=1256906333&year=2009&month=10&day=30
0 yorum yazılmıştır