İMF'ye kafa tutmanın perde arkası ne?

11 Mart 2010 günlü Türkiye gazetelerinde Başbakan R. Tayip Erdoğan’ın IMF ile ilişkiler açısından çarpıcı bir açıklaması vardı, “Türkiye artık ayakları üstünde durabilen bir ülkedir, IMF ile stand-by görüşmelerini rafa kaldırıyoruz”. Kimi gazeteler ve köşe yazarları bu sonucu, 2002’den beri hükümette olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ekonomik başarısı olarak ilan ettiler, daha doğrusu bunu IMF’ye kafa tutmak şeklinde mesajlandırdılar. Yerli ve yabancı tarafsız gazete ve köşe yazarları ise varılan anlaşmayı “Adalet ve Kalkınma Partisi, seçim öncesi IMF’nin denetiminden kurtulmaya kararı vardı” şeklinde yorumladılar.

TÜRKİYE’DE UYGULANAN EKONOMİ POLİTİKALARI IMF’DEN BAĞIMSIZ MI?
Türkiye ile IMF arasında aslında son iki yıldır fiili bir anlaşma yok, ancak uygulanan ekonomi politikaları IMF anlaşması olmadan da yürürlükte. Kemal Derviş’den devir alınan IMF’nin ekonomi politikaları, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetince sürdürülüyor.
Örnekleyelim;
• Tarım kesimine aktarılan doğrudan ya da dolaylı destekler, Tarım Yasası’nda belirtilen katsayının yarısından bile daha az
• Çalışan kesimlerin ücretleri, fiili enflasyon altında, bir başka deyişle reel ücretler gerilemiş durumda
• İşsizlik yüzde 15’ler civarında. Genç eğitimlilerle de bu oran yüzde 20’leri geçmiş durumda.
• Bütçedeki vergi gelirleri, alt-orta sınıfların aleyhinde. Dolaylı vergiler en yüksek boyutta. Kısaca faiz, enflasyon ve döviz kuru önlemleri IMF biçemi varlığını devam ettiriyor.

IMF’YE KAFA TUTMANIN PERDE ARKASI NE?
Ekonomist Mustafa Sönmez’e göre “IMF’ye kafa tutmanın perde arkasında, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile pazarlanan İslami Sermaye Örgütleri MÜSİAD (Müstakil Sanayicileri ve İş Adamları Derneği) ile Fettullahçı Cemaatin örgütü (Türkiye İş Adamları ve Sanayicileri Konfederasyonu) TUSKON’un talepleri var.” TÜSİAD’ımız ne yapıyor?.Kendisine zarar gelmesin diye susuyor mu acaba?

Sönmez, görüşünü şöyle özetliyor. “Özünde, MÜSİAD’da örgütlü sermaye kesiminin endişesi, IMF ile yapılacak bir anlaşmanın kamu harcamalarını kısmasıdır. Bu kısılma, TOKİ yatırımları, belediye yatırımları, çeşitli kamu harcamalarında kayrılan Adalet ve Kalkınma Partisi yandaşları sermayecileri için iyi olmayacaktır… Bunların yanında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim konjoktüründe IMF’ye kafa tutmuş iktidar imajıyla girmeyi tercih etmesi, IMF’nin TOKİ, Sosyal Güvenlik Kurumun transferlerini sorgulayan, doğrudan vergi ayağına ağırlık vermeyi isteyen talepleri de AKP iktidarının hoşuna gitmemiştir. “(Bak; Mustafa Sönmez, Para-Meta-Para. IMF’yi Öteleyen İslami Sermaye; Neden . Cumhuriyet Gazetesi 15 Mart 2010).

Sönmez’in çözümlemeleri, kafa tutmanın arkasında gerçekleri açıkça anlatıyor. Bir başka deyişle cemaat kapitalizmi olarak adlandırılan sermaye grubunun biraz daha palazlanması için zamana gereksinme duyulmuştur.

IMF ile YAPILAN ANLAŞMA SEÇİMLERE KADAR ÖTELENDİ
Ancak yapılan iş, yine Sönmez’in yazdığı gibi bir ötelemedir. AKP, seçime kadar bir yandan kendi yandaş sermaye gruplarına para aktarmayı sürdürecek, bir yandan da seçim öncesi kırsal kesime ayrılan kaynakları zamanında ödeyerek puan toplamaya çalışacaktır. Olasılıkla da seçimleri öne çekecektir.

Seçimden sonra ise kazandığı taktirde, bütçe açıklarını bir yandan vergiler, bir yandan da düşük ücretler ile çalışan kesimlerden çıkaracaktır. Anımsayın, 2007’de seçim öncesi ve sonrası bunlar olmadı mı?. Bir ekleme daha yapalım; Aslında IMF’ye kafa tutmak danışıklı bir dövüştür. Uluslararası güçler açısından AKP’nin iktidarı sürdürmesi gerekiyor.

Bunu, biz söylemiyoruz. AKP’nin iktidara geldiği günlerde AKP’li bir yetkili şöyle demişti; “ Batı ile Türkiye’nin çıkarlarının bu denli uyuştuğu bir dönem yaşanmamıştı” Neden mi dersiniz? Cevabını siz verin derim.

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

 

odatv.com'dan alınmıştır...

http://www.odatv.com/n.php?n=imfye-kafa-tutmanin-perde-arkasi-ne-2403101200

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !